29 Eylül 2009 Salı

KALBİNİZİN FREKANSI NEREYE AYARLI?...

 
 
Gönül frekansım ilk seninle mana buldu. 
Ey Tevhidi Kelamım!

La ilahe illallah diyen yer ve gök ehli Hakka hep bu gönülden seslendi ardın sıra.

Benliğime açılmaz kilitler vurdum gelişinle, yokluklarda dolaşan biçareler olmamak adına

Kaybedişlerin yaşandığı deryalarda boğulmadıysam eğer bugün

Senin zikrinledir, Rahmanı yanımda hissetmem en çaresiz kalınan zamanda

Dilimde gonca olup, kalbimde güle dönen ey emanet sözüm

Nurunla arındır tüm yakında olup, uzaklarda kendilerini sananları

Ve şahadetin şerbetini kanarak yudumlarken, ilk sen gel öp hasretle dudaklarımı

Ömür sabahının ufkunda bırakıldığın yüreklerimizdeki bereketini

Tan ağarışındaki çiğ tanesinin rahmeti kadar serin ve derin kıl her daim.

Ey dilden ilk dökülen name, en son da sen uğurla Sevgiliye bizleri.



Gönül frekansım şükrün eda edildiği iklimlerde sana yöneldi. 
Ey Namazım!

Bir öğlenin yakıcı güneşini hisseden tenim gibi hissettim seni

Nefsimle baş başa kaldığım mücadelemin en kavurucu noktasında

Kıyamda sana verdiğim sözlerin ağırlığı sardı bedenimin üst yanını

Bir bir rûkuda boynumu büktü yalan dünyanın mahcup bırakan yanları

Ve secdeye varmak istedim koşarcasına af kapıları yüzlere kapanmadan

Hep bir umutla selam gönderdim sana, kapına fikir, zikir ve şükür güllerini bırakarak

Bir tek bu frekanstan gönderdim sana dualarımı ve çaresiz haykırışlarımı

Bedenimi ve ruhumu çıkmaz sokaklara sürükleyen günahlarımla başa çıkmak adına

Ve yalnız seccademin nuruyla aydınlata bilirdim, yüreğimin karanlıkta kalmış yollarını

Ey Rahmanla buluşturan, baharımda tuttuğun ellerimi, sonbaharımda takatsiz kalıp bırakma



Gönül frekansım arınmaya en muhtaç bir ayda sana yöneldi.
Ey Orucum!

Yoklukta sabretmeyi ve varlıkta şükretmeyi öğrettin her saniyenle birlikte

Nefsimin doyumsuzluklarına setler inşa edip, günah girdaplarından korudun her zerremi

Ruhumu özgür bıraktım ayaklara takılacak bir taş kalmayan Hakkın yollarında

Hoşgörü yağmurlarıyla dolan kör kuyulara hapsettim benliğimi arınması adına

Aç ve susuz aştım sabır çöllerini dua güneşinin aydınlığından güç alarak

Ve Teheccüdün enfesliğiyle hem hal olurken, sahurun nuru aydınlattı bir anda gecemi

İkindinin kızıllığıyla uğurlarken günü, iftarın bereketi anlamlı kıldı her rızk için şükür edilen hecemi

Ömür hasatlarının yapıldığı şu mevsimin yağmurlarında ıslanmak doyasıya

İstiğfar yıldızının ardın sıra dilek tutmak ve tövbe gök kuşağıyla günahlardan arınmak

Koşabildiğince koşmak nefesler kesilinceye kadar af ovalarından Ezeli olana

Ey diğer aylardan bin kat daha hayırlı olan, arınmama vesile ol ve kurtar beni çıkmazlardan!..

  
Gönül frekansım paylaşmanın hazzını zerrelerinde hissettiği bir anda sana yöneldi.
 Ey Zekâtım!
Bolluğun ihtişamından kendinden geçip benciliğin caddelerinde koşan gönlümü
Yokluğun kol gezdiği sokaklarda dolaşanlarla komşu kılansın sen
İkram etmenin bereketini her daim haneme doldurup yüreğimi coşturansın
Samimiyetin gölgesinde verdikçe hiç azalmayıp, bilakis arttıkça artansın
Sen insanları servette bir tutup, takvada birbirinden ayırıp üstün kılansın
Yokluktan sararmış simaları, paylaşmanın bereketiyle yeniden canlandıransın
Adaleti gönüllere Nev baharda bir tohumla ekip, hazanda kucak dolusu olarak toplattıransın
Dünya sermayemizin bereketi, ahiret azığımızın en lezzetli lokmasısın sen
Yalnızlığı silensin üzerimizden paylaştıkça kardeşliği perçinleyen bir dokunuşsun yüreklerimize
Ey Emanet olunan, emanet verileceğin gönüllere girmeyi bizlere de vesile kıl

Gönül frekansım hasretin ve vuslatın ufkunda sana yöneldi.

 Ey Haccım!
Yıllarca özlemini yüreğimde büyüttüğüm sevdalının iklimine koştuğum vakitsin
Gurbetin bağrında yetiştirdiğim, susuzlukta bile soldurmadığım gülümün diyarına uzanan bir sabah
Hicretinle Mekke de hüzünlü bir geceyi yudumladığım, 

Medine de aydınlık bir mehtaba gözlerimi açtığım ansın
İhrama bürünürken bütün dünyalıkların üzerimden akıp gitmesine vesile olansın
Şimdi Arafat’ı şahit tutuyorum asırlardır senin için büyüttüğüm sevdama
Umutla koşuyorum Merve ve Safa arasını Hacer misali hiç yorgunluk nedir bilmeden
Ve hayranca dalıyor gözlerim kâinattaki yeşillerin en mukaddesine bürünmüş hanene
Ve kendimi ilk kez bu kadar berrak görüyorum ravzandaki mermerlere bakıp bakıp kaybolurken
Zemzem kuyusuna akıtıyorum şimdi gözyaşlarımı sevdanla yudumlayanların duasında olmak ümidiyle
Ey sevgili şimdi kabul eder misin ikliminden çok uzaklarda yetişmiş
Boynunun büküklüğüne aldırmadan mevsiminde gül olmak isteyen bu garip goncayı?

Gönül frekansım daima sana dönüktür.

YA ERHAMER RAHİMİN
Sen ki, bu bedene can, bu ruha ilham olansın
Sen ki, şah damarından yakın olan, her nefeste zikirle anılansın
Sen ki, fikirlerimize varlığınla yön bulduran, nimetlerine karşı sonsuz şükre layık olansın
Sen ki, varlığımın tek sahibi, ruhlarımızın ezeli ve ebedi hükümdarısın
Sen ki, yaratılanlar âdetince hamdu senayla anılacak olansın
Ey RAHMAN ve RAHİM olan ALLAH’ım!

 Sana sesleniyorum şimdi
Beşi birbirinden mukaddes taşla ördüğüm ve İslam’ın nuruyla yükselttiğim kalemden
Bilirim ki, bu gönül frekansımın tek dinleyenisin ve dilediğimi esirgemeden ikram edensin
Hamd Sanadır, 

Ey Âlemlerin yegâne sahibi, Ey varlığıyla zerreleri kuşatan Rabbim
Bu garip gönüllerin her daim dinleyici ol ve bizi Senin varlığını duyanlardan ve bu sese ses verenlerden eyle…

Hamd olsun Rabbim bu aciz sözlerimle Seni anmama izin verdiğin için…
Gönlümün frekansını Sana yönlendirdiğin için…

İLKNUR DOĞANAY
 





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder