Rahmân ve Rahîm olan O'dur. Mülke sahip O'dur. Tek olan O'dur. O, Aziz'dir, Hakim'dir. Allâh'tan başka ilâh olmadığına şahadet ederim. O'na eş olamaz. Mülk O'nun, hamd O'nun... O öldürür; O diriltir. O, diridir, ölmez. Hayır O'nun elindedir. O'nun gücü her şeye yeter Yolculuk O'nda biter, Muhammed (S.A.) O'nun peygamberidir. Buna da şahadet ederim. Hak Teâlâ onu, hidâyet ve Hak dinle gönderdi.
Hakk'a şirk koşanlar getirdiği dinden yüz çevirseler bile, onu bütün dinlere üstün kılar. Allah’ım, Peygamberine salât eyle, âline de eyle. İmamı, ümmeti, çobanı ve sürüyü koru. Hayırlı işlerde kalplerini birleştir. Birinin şerrinin diğerine geçmesini önle. Allah’ım, içimizde gizli tuttuğumuzu bilirsin. Yaramaz hâlimizi, yarar hâle getir. İhtiyaçlarımızı bilen Sensin, yerine getir. Hatalarımız Sana malûm, bağışla. Ayıplarımız Senden saklı olamaz, başkaları görmesin, ört. Yasak etitiğin işleri bize gösterme. Emrettiğin şeyleri bize kaybettirme. Zikrini bize unutturma. Mekrinden bizi emin kıl. Senden başkasına avuç açtırma. Bizi gafil kimselerden eyleme... Allahım, doğru yolumuzu bize ilham et. Nefsin şerrinden Sana sığınmayı öğret. Seninle olalım, sivâyı bırakalım, bunu nasib
yle. Bizi, Senden ayırmaya kalkan her şeyle aramıza perdeler ger. Seni analım, şükredelim, iyi kulluk edelim; gönlümüze bunları ilham eyle
Içimizde saklıları açığa vurma. Perdelerimizi yırtma. Yaptığımız hatalı işlerle bizi muahaze etme, Gafletle öldürme. Keremine güvendiğimiz için, sorguya çekme. Unuttuğumuzu sorma. Hatamızı yüzümüze vurma. Bizden öncekilere verdiğin yüklü vazifeyi bize verme. Rabbimiz, güçlü olmadığımız şeyi bize yükleme. Bizi affeyle, mağfiret eyle, rahmetini ver. Mevlâmız sensin; küfür topluluğun için bize yardım hakkıyla hamd edemem, çaresizim; bu halim Sana malûm. İstiyorum; Sana en güzel, en iyi hamdi yapan var ya! Hani ona esmâ ve sıfâtın özünü açmıştın. İşte onun hakkı için Sana yalvarıyorum, Tecellinin inceliğini ona göstermiştin... O da, Seni kemâline lâyık olarak bilmişti... İşte onun hürmetine Senden diliyorum. Bu ilhamı, ona Sen vermiştin. Ona hamdî, Sen ilham etmiştin. Başkası bu tecelliye erememişti. O, tek olarak zuhur ettiği gün, Zâtını tezahür ettiriyordu. Senin varlığını ilân ediyordu, beyan ediyordu. îşte bu büyük insanırı hakkı için Istiyorum. Ona salât eyîe; bîz-den bol bol selâm eyle. Bu salât ve selâm onun şanına lâyık olsun. Bu saygı duygumuzu, onun enfes varlığına ilet, Allahım. Allahım, salât ve selâm'ın şümulünü arttır. His ve mâna duvarlarını aşırt. Alemlerin, emir ve
lemlerin, emir ve halk kısmına da kavuştur. Hattâ bu salât ve selâmdan faydalanmayan, ne bir peygamber kalsın, ne de bir melek... Salih kullar da bundan faydalanın. Hamdimiz Sana, salât ve selâmımız onlara olsun. Bunu bize Sen nasip ettin. Büyük fazlındır; anlıyoruz, biliyoruz; işte yolundayız. 1
Kader başa geldiği zaman gönderene kafa tutmak, inancı öldürür; Tevhid - Allah'ı birleme- nurunu söndürür; tevekkül ve ihlâsı yok eder. İman sahibinin kalbi, niçin ve neden oldu, gibî sözleri bilmez. Belki «şundan veya bundan oldu», gibi yersiz lâfları da dile getirmez. Bildiği tek şey vardır, o da: — Başüstüne, hoş geldi; sefalar getirdi... diye karşılamaktır
Nefis, tümüyle muhalefet safında durur. Durmadan niza çıkarır; daima karışıklık ister. Onun ıslâhını dileyen, cihad ehli olsun. Ta şerrinden emin oluncaya kadar. O nefis, şer içinde şerdir. Onunla cihad edersen emin olabilirsin. Neticede göreceksin ki, hayır içinde hayır oluyor. Cihad devam ettiği müddetçe onu her iyiliğe uyar bulursun. İbadetleri hoşlukla yapmaya koyulur. Ve bu uyarlık mükâfatı olarak şu ilahi hıtab ona gelir
bu sözler Gavs-u Geylaninin
ilahi armağan adlı kitabi


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder